• BIST 10767.85
  • Altın 2467.004
  • Dolar 32.9011
  • Euro 35.3233
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 34 °C

SİYASET PEYGAMBERLERİN YOLUDUR.

Ali İhsan Ersöz

Siyaset Peygamberlerin Yoludur

“Mü’minler sağlam bir binanın taşları gibidir; birbirlerine kuvvet verirler.” (Süyûti, el-Fethü’l-Kebîr, 2:309) 

Allahu teala şöyle buyuruyor: (Ey Habibim) Hani Rabbin meleklere; "Ben yeryüzünde (hükümlerimi yerine getirecek) bir halife (bir vekil insan) yaratacağım" demişti. (Melekler de): "(Ya Rabbi) Biz seni hamdinle tesbih ve takdis (bütün noksanlıklardan tenzih) edip dururken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birisini mi yaratacaksın?" dediler. Allah (da) "Şüphesiz ki ben sizin bilmediklerinizi bilirim" dedi. Bakara 30.

Efendimiz  Aleyhisselam ise:

İsrail oğullarını Peygamberler idare ederlerdi. Her ne zaman bir peygamber ölürse, onun yerine başka bir peygamber halife olurdu. Şüphesiz ki, benden sonra peygamber yoktur. Ancak halifeler olacaktır. Ve sayıları de çok olacaktır. Dediler ki; Peki ne emredersin? Buyurdu ki; Sırasına göre gelenlerin biatına vefa gösterip, onlara itaat edin. Muhakkak ki, Allah onlara da idare ettikleri hakkında soracakır. Buhari Kitabul enbiya, bab: 50.

 İnsanlığın Allah'ın emirlerine göre idare edilmesi olan siyaset hakikatta peygamberlerin, salihlerin ve tüm müminlerin yoludur. Tüm peygamberlerin hayatını Kur'an'da inceleyiniz. Bunu en açık bir şekilde göreceksiniz. Aslında insanlığın yeryüzünde halife kalınmasının hedef ve maksadı Allah'a ibadet etmek ve tüm gayri Islami yöntem ve düşüncelerden yüz çevirmektir.

Ancak insanların bir kısmı bu gayesini unutup küfre girerek halifelik sıfatından da düşmüşlerdir. İşte o günden kıyamete kadar İslam yolunda Allahın emirlerine göre insanlığı yönetmek isteyen müminler ile, Allah'ın emrinden sapmış, heva ve heveslerine göre insanlığı zulme gark edenler arasında bitmez savaş sürmektedir.

Dünyada olup bitenlere bakınız, göreceksiniz ki müminler peygamber yolu olan siyasetten uzaklaştırılmış, kafirlerle işbirliği içinde olan adı müslüman bir takım zalimler müslümanaların başına musallat edilmiştir. Şimdi kafirler ve onların Islam topraklarındaki zalim ama adı müslüman işbirlikçileri, mazlum müslüman halkların kanları ve malları üzerinde oyun oynamaktadırlar.

Bu oyun ve hilelerini de müslümanlardan gizleyebilmek amacıyla yine kendi arzularına uygun fetvaları kendilerine bağlı şeytanlaşmış âlim kılıklı zalimlerden elde etmektedirler. Böylece kafiriyle ve zalimiyle el ele vererek müslümanları Allah'ın diniden uzaklaştırıp kendilerine kõle ederek onları sömürmektedirler.

İşte Amerika ve yandaşlarının İslam topraklarını gasp etmesi bunun en açık bir örneğidir. Şimdi kafirler Arap yöneticilerinin başındaki zalimlerle işbirliği içerisinde başta İsrailin emniyet ve büyümesi, diğer taraftan da İslami hareketleri sindirerek İslam toprakalarını ve zenginlikleriyle beraber mazlum müslümanları aralarında pay etmek için aç kurtlar gibi Müslüman topraklara üşüşmüşlerdir.

Müslümanlar bu vahim plandan kurtulabilmek için kendi başlarındaki zalimleri dinlemeden önce Amerika ve yandaşlarını mazlum coğrafyalardan kovmak için harekete geçmelidirler. Daha sonra kendi aralarında oluşturdukları İslami birlik ve askeri kuvvet ile ümmetin problemlerini ve hem de tüm müslüman halkların meselelerini çözmelidirler.

Organize olmayan yok olur. organize olmayan ümmetin mukaddesatlığı da yoktur.!

İslami olmayan ve kâfirlerin müdahale ettiği hiçbir pakt, anlaşma ve çözüm, İslam nazarında ve dünya müslüman halklarının indinde asla zerre kadar bir kıymet ifade etmez. Bugün birleşmiş milletler, nato gibi oluşumlar şer düzenlere hizmet eden kurumlardır. Buralardan İslam’a ve Müslümanların lehine olabilecek bir karar beklemek beyhudedir.

Yarınlarda daha büyük bedeller ödememek için, Müslüman halklar önce kendi coğrafyalarını, liderlerlerini sorgulamalı, sonra devlet bazında hızlı bir şekilde dünya Müslüman devletler birliği kurulmalı, aralarında oluşturacakları konsey ve seçecekleri başkan ile güç birliği yapmalıdır. Milyonlarca Müslümanın gündeminde HİLÂFET, ÜMMET BİRLİĞİ, İTTİHAD-I İSLAM, MÜ’MİNLERİN KARDEŞLİĞİ konuları ve maddeleri yer almalıdır. Bu konuları İslam düşmanları, gayr-i müslimler işleyecek değil.

Müslüman kesimin âlimleri, fakihleri, şeyhleri, münevver ve ziyalı kişileri, üstadları, reisleri, siyasetçileri, ağabeyleri, seçkinleri; halkı Ümmet birliği ve Hilafet konusunda şuurlandırmalıdır. Halka, Ümmet birliği ve bütün mü’minlerin biat ve itaat ettiği Raşid bir Halife olmadan; kurtulamayacakları, aziz olamayacakları, zillet ve esaret içinde sürünüp duracakları, düşmanlarının maskarası olacakları anlatılmalıdır.

Ümmet birliği ve Hilafet kavramını bilmeyen, ittihadı İslam’ı istemeyen Müslüman çok eksik ve kötü bir Müslüman dır.Müslümanların ehliyetli bir İmam veya Halife seçip ona biat ve itaat etmeleri vaciptir.

Ulema, fukaha, meşayih bu konuda on milyonlarca Müslümanı eğitmeli, aydınlatmalı, uyarmalı ve bilgilendirmelidir.

Birliğin oluşumunu engelleyen ve dahi parçalayan etken menfî milliyetçilik, mezhepçilik ve tarikatçılık duygularıdır. Yani farklı coğrafyalarda farklı yaradılışın sebeplerinin yanlış anlaşılması ve Kur’ân’ın bu konudaki irşadından uzaklaşılmasıdır. Bu olumsuz gidişe dur diyenlerin başında  İslam birliğini yeniden canlandırmayı esas maksat yapan fikir ve dâvâ adamları gelmektedir. Hepsinin ortak özelliği, hilâfetin, saltanata dönüşen sembolik haliyle dahi birleştirici bir yönünün olduğu konusundaki kabulleridir.Diğer kimlik coğrafya farklılığı veya tarikat mezheb anlayışını bir kenara bırakıp tevhidin bütünleştirici anlayışıyla bir arada olunmalıdır.

İslâm birliği, İslâm dinine karşı yapılan ve yapılacak olan saldırıları bertaraf edecektir. İslâm ülkelerinin, egemen ülkelerin baskılarından, saldırılarından ve yağmalamalarından kurtulabilmeleri ve hukuklarının korunabilmesi için birlik olmaları ve güçlenmeleri gereklidir. İslâm birliği, ekonomik fakirliğin ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin de önüne geçecektir. İslâm coğrafyasının millî serveti durumunda olan ekonomik kaynaklar da ancak bu sayede korunabilecek ve adil biçimde dağıtılabilecektir. Böylece Müslümanların fakr u zaruret içinde oldukları ve bunun da İslâm dininden kaynaklandığı yolundaki yanlış fikrin de önüne geçilebilecektir.

 Yoksa bu ümmet parça parça daha çok bedeler ödemeye mahkum olacak ve hesap gününde yüzümüz kızarıp mahçup olacağız.

Selam ve dua

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Güvenli Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 05343258300